Arkadaşın bir hisse söylüyor. Çok da emin konuşuyor. Sen de “O araştırmıştır” deyip birikiminin büyük kısmını yatırmayı düşünüyorsun. Alarm tam burada çalmalı. Çünkü arkadaşının ne kadar emin olduğu, senin ne kadar kayba dayanabileceğini söylemez. Şöyle düşün: İkiniz de aynı hisseyi aldınız. Fiyat düştü. Arkadaşının kenarda başka parası var. Kirasını ve faturalarını rahatça ödüyor. Sen ise gelecek ayın kirası için o paraya ihtiyaç duyuyorsun. Aynı düşüş, ikinizin hayatında çok farklı sonuçlar doğurur. Buna risk yönetimi denir. Kulağa büyük bir laf gibi gelebilir. Aslında basit bir soru: “Bu yatırım değer kaybederse benim hayatım ne kadar zorlaşır?” Hisse almadan önce bu soruyu sormak gerekir. Hatta fiyatın ciddi biçimde düştüğünü varsay. Böyle bir durumda faturalarını ödeyebilir misin? Paraya ihtiyacın olduğu için istemediğin bir anda satmak zorunda kalır mısın? Bu, hissenin mutlaka düşeceği anlamına gelmez. Geleceği kimse kesin olarak bilemez. Ama kötü bir ihtimali önceden düşünmek, paniğe kapıldığında karar vermekten daha iyidir. Özellikle kira, fatura ve yakın zamanda kullanacağın para, bir arkadaşın sözüne güvenerek tek bir hisseye bağlanmamalı. Kendini kontrol etmek için hesabına bak. O hisseye yatırmayı düşündüğün para, toplam birikiminin ne kadarını oluşturuyor? Değeri düşerse günlük hayatın etkilenir mi? Cevap seni sıkıştırıyorsa yatıracağın miktarı yeniden düşün. Arkadaşının fikrini dinleyebilirsin. Ama kararı onun güvenine göre değil, kendi bütçene göre ver. Önce olası kaybı düşün, sonra alıp almayacağına karar ver.