RİSK! Başkasının kazancı senin değil. Bir arkadaşın telefonunu açıp aldığı yatırımın ne kadar yükseldiğini gösteriyor. Sen de hemen aynısını almak istiyorsun. İşte tam burada durup düşünmen gerekiyor. Onun kazandığı para, senin bugün alırsan kazanacağın para değil. Çünkü arkadaşın o yatırımı daha önce ve daha düşük bir fiyattan almış olabilir. Sen ise ekranda gördüğün bugünkü fiyatı ödeyeceksin. Aradaki fark önemli. Markette dün indirimli satılan bir ürünü düşün. Birinin onu ucuza almış olması, senin bugün zamlı fiyatla iyi bir alışveriş yapacağın anlamına gelmez. Bu aceleye kaçırma korkusu denir. Başkası kazanırken dışarıda kalmak istemezsin. Sonra kendi paranı, kendi ihtiyacını düşünmeden karar verirsin. Üstelik aklından şu geçebilir: ‘Bu kadar yükseldiyse daha da yükselir.’ Ama bu bir beklentidir. Bugünün gerçeği değildir. Geçmişte fiyatın artmış olması, bundan sonra da artacağını garanti etmez. Fiyat düşebilir de. Peki ne yapacaksın? Önce başkasının ne kadar kazandığını bir kenara bırak. Bugünkü fiyata bak. Bu yatırımı neden almak istediğini kendine açıkça söyle. Sadece birinin kazancını gördüğün için alıyorsan, kararını yeniden düşün. Sonra şu soruyu sor: Bu para azalırsa günlük hayatım etkilenir mi? Kira, fatura veya yakında lazım olacak parayla risk almak seni zor durumda bırakabilir. Bir başkasının aldığı fiyatı değiştiremezsin. Kendi ödeyeceğin fiyatı ve alacağın riski ise kontrol edebilirsin. Başkasının kârına bakıp acele etme. Senin hesabını, senin paran belirlesin.