Ekonomi yavaşladığında herkesin geliri aynı şekilde etkilenmez. Ancak fazla mesai azalması, satışların düşmesi veya iş kaybı gibi nedenlerle bazı hanelerin eline daha az para geçebilir. Böyle bir durumda yapılabilecek hatalardan biri, harcamalar hiç değişmemiş gibi devam edip aradaki farkı kredi kartıyla kapatmaktır. Kart kullanmak tek başına sorun değildir. Sorun, kartla yapılan harcamanın hangi gelirle ve ne zaman ödeneceğinin belirsizleşmesidir. Diyelim ki bir ailenin bu ay eline geçen para azaldı. Kira, faturalar ve temel gıda gibi giderler devam ediyor. Önceden rahatça ödenebilen başka alışverişler de aynı şekilde sürerse kart ekstresi, bütçedeki açığı bir süre görünmez kılabilir. Fakat ekstre geldiğinde o harcamalar ödenecek bir borç olarak karşıya çıkar. Ekstre borcunun tamamı yerine yalnızca asgari tutarı ödemek, o ay için ödeme baskısını azaltabilir. Ancak kalan borç kapanmış olmaz; kredi kartının faiz koşullarına göre bu tutara faiz işler. Sonraki ay yeni harcamalar da eklenirse borcu kapatmak zorlaşabilir. Bu yüzden asgari ödeme, alışverişin toplam maliyetini görmezden gelmek için güvenli bir yol değildir. Burada amaç temel ihtiyaçlardan vazgeçmek değil, harcamaları öncelik sırasına koymaktır. Önce kira, faturalar, ulaşım ve gıda gibi zorunlu giderleri belirlemek işe yarar. Ardından ertelenebilecek veya daha uygun seçeneklerle karşılanabilecek alışverişlere bakılabilir. Kart ekstresini beklemeden yaklaşan ödemeleri kontrol etmek de açığın büyüklüğünü görmeyi sağlar. Kısacası gelir düştüğünde asıl soru yalnızca “Bu ay kartla ödeyebilir miyim?” değildir. “Ekstre geldiğinde bu tutarı hangi parayla ödeyeceğim?” sorusu, bugünkü harcamanın gelecek ayın bütçesine yük olup olmayacağını gösterir.