Bir hisseyi herkes konuşurken aldın. Sonra fiyatı düşmeye başladı. İçinden “Ben yanlış seçmiş olamam” demek geçebilir. İşte burada durup şirkete yeniden bakmak gerekir. Çünkü kalabalığın ilgisi, şirketin faturalarını ödediği anlamına gelmez. Bakman gereken şeylerden biri nakit akışı. Basitçe, şirketin kasasına giren ve kasasından çıkan paradır. Bir market düşün. Raflar dolu, müşteriler alışveriş yapıyor. Ama marketin kasasında kirayı, çalışanları ve tedarikçileri ödeyecek para kalmıyorsa satışların hareketli görünmesi tek başına yetmez. Şirketler için de benzer bir durum olabilir. Bir şirket satış yaptığını açıklayabilir. Hatta kâr da gösterebilir. Ama bu, sattığı her ürünün parasını hemen tahsil ettiği anlamına gelmez. Öte yandan şirketin ödemeleri devam eder. Bu yüzden kasaya gerçekten para girip girmediğini kontrol etmek önemlidir. Burada kalabalığın peşinden gitmenin bedeli ortaya çıkar. Başkaları alıyor diye aldığın hisseyi sorgulamayı bırakırsan şirketin durumundaki değişiklikleri kaçırabilirsin. Fiyat düştüğünde yalnızca “Bir gün geri çıkar” diye beklemek de başta yaptığın seçimi doğruya çevirmez. Kontrol için şirketin yayımladığı nakit akış tablosuna bak. Özellikle günlük işinden gelen paranın, o işi sürdürmek için çıkan parayla karşılaştırıldığında nasıl göründüğünü anlamaya çalış. Tek bir döneme bakıp acele hüküm verme. Geçici harcamalar tabloyu etkileyebilir. Ama para sürekli çıkıyor, yeterince geri gelmiyorsa bunun nedenini sormak gerekir. Yanıldığını kabul etmek, hemen alım ya da satım yapmak zorundasın demek değildir. Elindeki fikri yeni bilgiyle sınamak demektir. Kalabalık ne söylüyor diye değil, şirketin kasasında ne oluyor diye bak.