“Şirket kâr yazıyor, sorun yok.” Bir hisse senedini değerlendirirken bu cümleyi kurmak kolay. Ama yalnızca net kâra bakıyorsan önemli bir soruyu atlıyorsun: Şirket o kârı nakde çevirebiliyor mu? Mahallendeki bir dükkânın müşterisine veresiye ürün sattığını düşün. Satış gerçekleşmiştir, fakat müşteri henüz ödeme yapmamıştır. Şirketlerde de vadeli satışlar gelir olarak kaydedilebilir. İlgili giderler düşüldüğünde kâr oluşabilir; buna rağmen satışın parası hâlâ tahsil edilmeyi bekliyor olabilir. Bu, kârın sahte olduğu anlamına gelmez. Kâr ile nakdin farklı zamanlarda ortaya çıkabildiği anlamına gelir. Bu yüzden finansal tablolarda net kârın yanına faaliyetlerden nakit akışını da koymak gerekir. Faaliyetlerden nakit akışı, şirketin esas işindeki nakit giriş ve çıkışlarının net sonucunu gösterir. Kâr düzenli biçimde artarken faaliyetlerden gelen nakit aynı ölçüde artmıyorsa farkın kaynağını araştırmak gerekir. Örneğin müşterilerden tahsil edilmeyi bekleyen alacaklar büyümüş olabilir. Şirket daha fazla stok için nakit harcamış da olabilir. Tek bir dönemde nakit akışının kârdan düşük olması, tek başına kötüye işaret değildir. Ödemelerin ve tahsilatların zamanı değişebilir. Asıl mesele, farkın birkaç dönem boyunca sürüp sürmediği ve şirketin bunu nasıl açıkladığıdır. Bu yüzden yalnızca son açıklanan rakama değil, dönemler arasındaki gidişata bak. Pratik kontrol şu: Finansal tablodaki net kârı ve faaliyetlerden nakit akışını yan yana yaz. Ardından bilançoda ticari alacakların nasıl değiştiğine bak. Kâr büyürken tahsil edilmeyi bekleyen tutarlar da hızla birikiyorsa bunun nedenini sorgula. Çünkü şirketin kârlı görünmesiyle o kârın kasaya girmesi aynı şey değildir.