Üç farklı fon aldın. İlk bakışta paranı bölmüş gibi görünüyorsun. Ama fonların isimleri farklı diye içlerindeki yatırımlar da farklı olmak zorunda değil. Üçü de paranın büyük bölümünü aynı şirketlere yatırıyorsa, sandığın kadar dağılmış olmayabilirsin. Şöyle düşün: Markete gidip üç poşet dolduruyorsun. Eve gelince bakıyorsun, üçünün içinde de ağırlıklı olarak aynı ürün var. Poşet sayısı arttı ama aldığın şey pek değişmedi. Fonlarda da mesele fon sayısı değil, paranın sonunda nereye gittiği. Buna çeşitlendirme deniyor: Paranı tek bir yere fazla bağlamamak. Ama gerçek çeşitlendirme için sadece farklı fon adları görmek yetmez. Fonların hangi şirketlere yatırım yaptığına ve bu şirketlerin fonlarda ne kadar yer tuttuğuna bakmak gerekir. Aynı şirketin birkaç fonda bulunması tek başına sorun demek değildir. Önemli olan, birikiminin büyük kısmının fark etmeden aynı yerlere yığılmasıdır. Bir de “Ben uzun vadeli düşünüyorum” cümlesi var. Uzun vadeli düşünmek, fiyat her düştüğünde panikle satış yapmamak açısından işe yarayabilir. Ama neden tuttuğunu bilmediğin bir yatırımı sorgulamadan beklemek başka şey. Zaman geçmesi, paranın aynı yere bağlı olmasından doğan riski kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kendine iki basit soru sor: Fonlarımın en büyük yatırımları neler? Aynı şirketler fonlarımda büyük pay tutuyor mu? Ardından o yatırımı neden tuttuğunu bugün de açıklayıp açıklayamadığına bak. Fiyatın düşmesi tek başına kötü yatırım kanıtı değildir. Ama neye sahip olduğunu bilmeden “uzun vade” demek de bir plan değildir. Kısacası, fon sayısını değil, paranın gerçekten nereye gittiğini kontrol et.