Zarar eden bir hisseyi satmak kolay değil. Ekranda eksiyi görünce insan, “Şimdi satarsam zararım gerçek olacak” diye düşünüyor. Sonra da eski alış fiyatını beklemeye başlıyor. İşte bu bekleyişin adı başa baş takıntısı. Diyelim ki bir hisseyi aldın ve fiyatı düştü. Aklından şu geçebilir: “Eski fiyatına dönerse buradan çok kazanırım.” Düşük fiyattan eski fiyata dönüş gerçekten büyük bir artış gibi görünebilir. Ama o görüntü tek başına iyi bir yatırım fırsatı olduğu anlamına gelmez. Hisse neden düştü? Şirketin işi nasıl gidiyor? Bunları sormadan sadece eski fiyata bakarsan riski gözden kaçırırsın. Markette de benzer bir durum var. Etikette büyük bir indirim görmek ürünü hemen iyi alışveriş yapmaz. Önce ne aldığını kontrol edersin. Hissede de yalnızca fiyatın ne kadar düştüğüne değil, aldığın şirketin bugünkü durumuna bakman gerekir. Buradaki pahalı hata, zararı kabul etmek istemediğin için kararı sürekli ertelemek. Çünkü beklemek de bir karar. Paranın o hissede kalması, başka ihtiyaçların veya seçeneklerin için kullanılamaması demek. Üstelik fiyatın mutlaka eski yerine döneceğine dair bir garanti yok. Bu, zarar eden her hisseyi hemen satman gerektiği anlamına gelmez. Fiyat düşmüş olsa da şirket hakkındaki düşüncen değişmemiş olabilir. Önemli olan, bekleme nedenini dürüstçe söyleyebilmek. Tek cevabın “Zarardayken satmaya kıyamıyorum” ise kararını yeniden gözden geçir. Kendine basit bir soru sor: Bu hisse bugün elimde olmasaydı, mevcut fiyatından ve bildiklerimle onu almak ister miydim? Cevap vermeden önce şirketin durumunu ve bu paraya ne zaman ihtiyacın olacağını kontrol et. Eski alış fiyatın geçmişte kaldı. Bugünkü kararını yalnızca ona teslim etme.